Bizden Haberler
Yapılan güncelleme çalışmaları kapsamında yeni web sitemiz faaliye başlamıştır.
devamını oku...
Mobil sağlık sektöründe son teknoloji ile yepyeni bir profil çiziyoruz...
devamını oku...
Laboratuar Tetkikleri
AKCİĞER GRAFİSİ
İşyerinde gaz,toz duman ve kimyasallara maruz kalınması sonucu Akciğer hastalıklarına yakalanma risklerinin değerlendirilmesi amacıyla Akciğer Grafisi uygulanır.
Türk Standartları Enstitüsü tarafından tanzim edilen ve projelendirilen mobil klimalı röntgen aracımız kurşun izolasyonludur.
Dijital Akciğer Grafisi(35cmx43cm)ebatlarında olup Uzman Radyoloji Doktorlarımız tarafından raporlanmaktadır.Akciğer filmleri cd olarak verilmektedir.
BOĞAZ KÜLTÜRÜ
Boğaz Kültürü Beta hemolitik streptoccoccus denilen bakteri yönünden incelenir. Boğaz ağrısı ateş gibi belirtileri vardır. Kalp kapakçıklarına yerleşip erimesine kadar yol açmaktadır.
ANTİ HİV TESTİ
HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır.
Anti-HIV testinin pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmemiz için Western Blot testi denen doğrulama testininde yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir.
SEDİMANTASYON LABARATUAR TESTİ
Sedimentasyon hızı vücuttaki inflamasyonu (enflamasyonu) göstermek için sıklıkla kullanılan bir kan testidir. Sedim sıklıkla “eritrosit sedimentasyon hızı” olarakta isimlendirilmektedir. Sedim kandaki eritrositlerin belli bir zaman içinde çökmesi olarakta tanımlanmaktadır. Sedim yada sedimentasyon hızı ESR olarakta kısaltılmaktadır.
SEDİMENTASYON NASIL BULUNUR?
Sedim hızı bir tüpteki konulan eritrositlerin (kırmızı kan hücrelerinin) birim zamanda çökme hızları ölçülerek bulunur. Tüpe konulan eritrositler belli bir zaman içinde dibe çökerler ve üstte kanın sıvı kısmı olan “serum” kalır. Klasik sedimentasyon hızı bir saat içinde test tüpüne konan kanın ne kadarının çöktüğünün milimetre cinsinden ifadesidir. Sedim inflamasyonun derecesi arttıkça, artmaktadır.
Kısacası özel bir test tüpünün içerisine kan kanulur ve bir saat beklenir.
Bir saatin sonunda test tüpünün üst kısmında kanın sıvı kısmı yani “serum”, altta ise dibe çökmüş eritrositler görülür. üst seviyeden eritrositlerin çöktüğü seviyeye kadar olan kısım ölçülür ve milimetre/saat cinsinden sonuç verilir.
Katz indeksi: sedimentasyon hızının bir başka ifade şeklidir. Katz indeksi 1. saatteki sedim hızı ile 2. saatteki sedim hızının toplamının ikiye bölümü (aritmetik ortalaması) olarak hesaplanır. Ancak katz indeksi için 2 saatlik bir süre geçtiği için günümüzde daha hızlı sonuçlanması için katz indeksi kullanılmamaktadır.
Günümüzde sedimentasyon hızı otomatize makineler ile ölçülmektedir.
SEDİMİN NORMAL DEĞERİ NEDİR?
Sedim yada sedimentasyon hızının normal değer westergren metoduna göre erkeklerde 0-15 mm/s, kadınlarda ise 0-20 mm/s şeklindedir. Sedimentasyon hızı bebeklerde çok düşük olabilir. Sedim yaşlılarda ise hafif yüksek olabilir.
SEDİM NE ZAMAN YÜKSELİR?
Sedim yüksekliği sıklıkla inflamatuar bir durumu gösterir.
Enfeksiyon hastalıklarında, iltihabi hastalıklarda sedim yükselebilir. Romatizmal ateş, romatoid artritte sedim artar. Tümörler, Bağ doku hastalıkları (Kollojen doku hastalıkları) ve glomerulonefritlerde (böbrek hastalıklarında) sedim artmaktadır. Verem (tüberküloz) hastalığındada sedim artışı görülür. Kalp krizinde (myocard infarktüsünde) sedim artışı tanıyı desteklemektedir.
SEDİM NE ZAMAN AZALIR?
Eritrosit sedimentasyon hızı yenidoğan bebeklerde düşük olabilir. Bunun yanında viral hastalıklarda, mononükleozda, kan yapımının arttığı polistemi (eritrositlerin fazla miktarda bulunması) durumunda sedimentasyon hızı azalır. Ayrıca eritrositlerin defektif olduğu talasemi minör gibi hastalıklardada ESR azalmaktadır.
KAN GRUBU TESTİ
Kanımızın, yapılarına göre birtakım gruplara ayrıldığı eskiden beri bilinmektedir. 1900′de Landsteıner tarafından keşfedilen ABO sistemi, kan gruplarının en önemlisidir. Bu ayrım, alyuvarların üzerinde bulunan ve Mendel yasalarına göre kalıtımla geçen, antien denilen faktörlere göre yapılmaktadır. Son araştırmalara göre eritrositlerde A1, A2 ve B adı verilen antenler insanlarda A, B, AB ve O grubu olmak üzere 4 çeşit kan meydana getirmektedir A grubu da A1 ve A2 alt gruplarına ayrılmıştır İnsanların alyuvarlarında bulunan antijenlerın ve serumlarındakı antikorların mevcudiyeti özellikle kan aktarımlarında önem kazanmaktadır Çünkü kanamalı bir hastayı kurtarmak için verilecek kan eğer alıcının kan grubu ile uyuşmayacak olursa hastada ağır komplikasyonlara hatta ölüme neden olabilir.
İlk defa Rhesus maymunlarının kırmızı kan hücrelerinde bulunan ve insanların buyuk çoğunluğunun kan hücrelerinde de saptanan antııenlere göre de kanlarımız Rh pozitif ve Rh negatif olarak ıkı gruba ayrılır. Rh sisteminde alyuvarlarda bulunan ve C,D,E adını alan antııenlere göre de kanımız birkaç grup meydana getııır Bu an-tııenlerden en kuvvetlisi D olduğundan Rh sisteminde D antııenının bulunup bulunmadığına göre kan grupları Rh ( + ) ve Rh (—) olmak üzere ikiye ayrılırlar İnsan eritrositlerinde antııenler ve banları kontrol eden genler yalnız bu kadar da değildir ABO ve Rh sisteminden başka MNS, Lewıs ve Keli sistemleri de vardır. Antı-A ve antı-B antikorlarının aksine anti-D antikorlar doğal olarak kanda bulunmaz Bu antikorlar ancak kanları Rh pozitif eritrositlerle temas eden Rh negatif kişilerde meydana gelir Rh negatif bir kunseye Rh pozitif kan verildiğinde antı-D oluşumu oranı çok yüksektir Özellikle yeni doğanlarda Rh uyuşmazlığına bağlı olarak meydana gelen hemolıtık hastalık (Erıtroblastasıs fotalıs) önemlidir Rh negatif olan annenin Kanının Rh pozitif kana sahip bebeğinin kanıyla daha doğum olmadan onoe karşılaşması sonucu meydana gelmektedir (Bkz ABO Sistemi ve uyuşmazlığı, RH uyuşmazlığı Kanda enfeksiyon etkenlerinin, bakterilerin veya onların toksinlerinin bulunması halinde kan zehirlenmesinden söz edilir. Kanda hastalık yapan bakterilerin çoğalarak artmasına bakteriyemi, bakteri toksinlerinin dolaşıma geçmesine septisemi, mikroplarla enfekte oimuş kan pıhtılarının veya cerahat parçacıklarının dolaşımda bulunmasına ise pıyemı adı verilir. Bu gibi durumlarda kalbin hızlandığı, ateşin titremeyle yükseldiği, deride kırmızı döküntülerin meydana geldiği ve genel durumun çok kötuleştiğı görülür. Vücudun çeşitli bölgelerinde deride ufak apseler meydana çıkabilir. Evvelce öldürücü olan kan zehirlenmeleri tedavide antibiyotiklerin kullanılması ile eskisi kadar tehlikeli olmaktan çıkmış bulunmaktadır.
ANTİ HCV LABARATUAR TETKİKİ
Hepatit C
Hepatit Nedir?
Karaciğerin inflamasyonudur (yangı). En sık olarak bulaşıcı virüslerle (hepatitis A, B, C, D, E, F, G:..) hepatitis gelişir. Bunun dışında alkol, karaciğerde yağlanma, ilaçlar veya kimyasal maddelerle oluşan toksik nedenler veya otoimmün nedenlerde hepatit yapmaktadır.
Hepatit de Neler Olur?
Bulaşıcı virüslerden B,C,D,G kan yoluyla A ve E ise bağırsak kanalıyla vücuda girer. Daha sonra karaciğer hücreleri içine girerek orada çoğalır ve kana karışırlar. Vücut tarafından üretilen antikorlar karaciğer hücrelerinde tahribata sebep olurlar. Genellikle , Hepatit B’de hastalık düzelir, hepatit C’de ise üretilen antikorlar hepatit C virüsünü tanımakta zorlanır bu nedenle hastalık uzun sürer (kronik). Hastaların çoğunda hiçbir şikayet olmadığı için bu kişiler bu kişiler kendini iyi hisseder ve bulaştırıcıdırlar.
İnkübasyon Periyodu Nedir?
Vücudun mikropla karşılaşması ile hastalığın ortaya çıkması arasında geçen süreye denir. Her virüste bu süre değişiktir. Hepatitis C de bu süre 50-150 gün arasındadır.
Hepatit C Nasıl Başlar?
Hastaların çoğunda gribal enfeksiyon şikayetleri gibi başlar. Yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, düşük ateş, iştahsızlık, bulantı, kusmalar görülebilir.
Diğer Hepatit Tipleri Nelerdir?
Hepatitis A (infeksiyoz hepatit)
Hepatitis B (serum hepatiti)
Hepatitis C (eskiden non A non B hepatiti)
Hepatitis D (Delta hepatiti)
Hepatitis E (feçesle geçer)
Hepatitis G (infekte kan ürünleri ile bulaşır)
Diğer başka virüslerle (Sitomegalovirüs, Ebstein Barr virüsü, sarı humma virüsü ve diğer etkenlerle oluşanlar)
Karaciğerin Görevleri Nelerdir?
Depo görevi, safra üretimi, zehirlerin uzaklaştırılması, besinlerin işe yarayan maddeler haline çevrilmesi, kan ve savunma maddelerinin üretimi,kan pıhtılaşması faktörlerinin üretimi gibi bilinen görevleri vardır.
Hepatit C Virüsü (HCV)
Flavivirüs familyasından bir RNA virüsüdür.
Kimlere HCV Bulaşır?
Kan ürünleri (enfekte olan) alan, başkalarının kullandığı enjektörle uyuşturucu kullanan, enfekte aletlerle diş çektiren, cerrahi müdahale geçiren, tatoo yaptıran kişilerde HCV sık rastlanır. Enfekte annelerden bebeğe geçme oranı %1-5’dir.
HCV Nasıl Bulaşmaz?
Hapşırmak, öksürmek, öpüşmek, aynı tuvaleti kullanmak, elini tutmak, aynı havuzda yüzmek, çocuğu elinde tutmak, HCV’li hasta tarafından hazırlanan yemeği yemek ile bulaşmaz. HCV hastanın kanının içindedir. HCV’li hastanın tıraş bıçağı, makas veya tırnak makasını kullanmak, tamponlar, kullandığı enjektörü kullanmakla bir başka kişiye geçebilir.
Kan Transfüzyonları ve HCV
Bu gün kan transfüzyonu ile HCV bulaşma şansı %0,12’dir.
İntravenöz Uyuşturucu Kullananlarda HCV Riski
Oldukça yüksek olduğu ileri sürülmektedir(%67).
Anneden Bebeğe HCV Geçişi
Birçok HCV virüslü anneden doğan bebekte HCV bulunmaz. Anne sütü ile hem HCV hem de HBV geçişi çok nadirdir. Doktorlar genellikle anne sütü ile beslemeyi yasaklamaz. Doğum sırasında HCV geçişi %5 kadardır eğer annede aynı zamanda HIV virüsü varsa bu oran %25’lere kadar çıkar.
Seks Yoluyla Bulaşma
Seks yoluyla HCV bulaşma oranı oldukça nadirdir (%1). Menstrual periyot sırasında seksten kaçınılmalıdır.
Sağlık Çalışanlarında HCV
İğne batması ile bulaşma oranları %0-10 arasında değişmektedir.
Hemodiyaliz Hastalarında HCV
Hemodiyaliz hastalarında HCV oranı %16 kadardır.
Sineklerle HCV Bulaşır mı?
Bulaş gösterilememiştir.
Ev İçi Bulaşma
Çok nadirdir. Kan yoluyla bulaşma olabilir.
Birden Çok Hepatit C Olunabilir mi?
Evet. Hepatit C’nin birçok genotipi vardır, her biri ile infekte olunabilir.
Hepatit C’nin Aşısı Var mı?
Bir çok değişik aşı halen insanlar üzerinde kullanılması için geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Tedavinizi Kim Yapmalıdır?
Tedavinizi bir gastroenteroloji uzmanı veya hepatolog yapmalıdır.
Nasıl Tanı Konur?
Anormal karaciğer fonksiyon testlerini takiben doktorunuz bunun sebebini araştırmak için hepatit markerları, HCV RNA PCR, batın USG testlerini isteyebilir.
PCR Nedir?
Polimerase chain reaction (PCR) hepatit C virüslerini saptamak için kullanılan oldukça hashas bir kan testidir. Yanlış olarak pozitif çıkabilen Anti HCV sonunda en doğru test olarak HCV RNA PCR testi istenir.
Genotip Nedir?
HCV virüsünün de farklı tipleri vardır ve bunlara genotip denir şunlardır; 1a, 1b, 1c, 2a, 2b, 2c, 3a, 3b, 4, 5. 3a interferona en fazla cevap oranına sahiptir.
Karaciğer Biyopsisi Nedir?
Karaciğerin durumunun incelenmesi için örnek alınma işlemidir.Klinik bulgularıyla laboratuar sonuçları bağdaşmayan hastalarda, interferon tedavisine başlamadan önce karaciğerdeki hasarın durumunu görmek için ve tedavi sonundaki düzelme durumunu anlamak için, hepatit yapan başka hastalıkların ayırıcı tanısı için gibi bir çok nedenlerle biyopsi yapılır. Bu işlem hastanede doktor tarafından lokal anestezi kullanılarak karaciğer içine bir iğne sokularak yapılır. İşlem 1-2 saniye kadar sürer, işlemden sonra 4 saat kadar hastanede takip edilirsiniz ve 24 saat kadar evde istirahat edilmesi gereklidir. Bu işlemden sonra bazı hastalarda nadiren “vagal uyarı” neticesi kanama olmadan geçici olarak tansiyon düşmesi olur. Çok nadiren komplikasyon olarak kanama gelişebilir, bu durumda hastada terleme, nabzın süratlenmesi, tansiyon düşmesi olur.
Karaciğer Biyopsisinin Tehlikeleri Nelerdir?
En önemli risk iğnenin karaciğere giriş yerinden olan kanamadır ve bu risk %1 den azdır. Bunun dışında akciğer zarının delinmesi sonucu gelişen pnomotoraks, böbrek ve kalınbağırsak delinmesi gibi riskler olabilir. Karaciğer biyopsisi sonucu ölüm oranı %0,1-0,01’dir.
Eğer son 1 hafta içinde aspirin veya kanı sulandıran başka ilaçlar kullandıysanız, trombosit denilen kan hücrelerinin sayısı 50.000/mm3 ve altındaysa, protrombin zamanı INR testi 1.4’den fazlaysa biyopsi yapılmamalıdır. Ayrıca USG de karaciğerde “hemanjioma” tanısı varsa karaciğer biyopsisi USG eşliğinde yapılmalıdır.
HCV ile İlgili Diğer Problemler
HCV sadece karaciğeri etkilemez. Karaciğer dışında deri, kan damarları, eklemler, böbrek ve tiroid bezini de etkileyebilir.
Krioglobulinemi Nedir?
HCV’li hastaların 1/3-1/6’sında kan damarları içinde bazı antikorlar soğukta çökerek damarsal lezyonlar yaparlar. Yorgunluk, eklem ağrıları ve kaşıntı ile deri döküntüleri oluşur.
Tiroid ve Otoimmün Problemler
HCV virüsüne karşı vücudun ürettiği antikorlar eğer organların kendisine veya bazı bölümlerine saldırırsa otoimmün hastalıklar ortaya çıkar. Mesela, %10 HCV’li hastada tiroid bezine karşı oluşan antikorlar hipotiroidiye sebep olurlar, bu hastalarda yorgunluk, nazın yavaşlaması, soğuktan nefret etme, tembellik, kabızlık, derinin parşömen kağıdı gibi olması, kilo kaybı görülür. Bazen hipertroidi görülebilir bu durumda sıcağa dayanıksızlık, terleme, çarpıntı, ishal, sinirlilik, el ve ayak tabanlarında terleme gözlenir. İnterferon tedavisinde de tiroid fonksiyonlarında değişmeler görülebilir.
Tedavi
HCV tedavisi için Ribavirin, interferon/Pegylated İnterferonlar bu gün için en sık olarak kullanılmaktadır, bunun dışında başka ilaçlarda vardır. Bu ilaçlar kombine ve değişik protokollerle kullanılmaktadır. Tedavide başarı oranları halen %20-50 arasındadır. Ribavirin oral (ağızdan) alınan kapsül formunda interferon ise haftada 3 kez enjeksiyon formunda (Pegylated interferonlar haftada bir) kullanılmaktadır. Tedavi süresine doktorunuz karar verir, süre 6 ay ile 1 yıl arasında değişebilir. İnterferona cevabı etkileyen faktörler karaciğerdeki fibroz durumu, kandaki virüs miktarı, karaciğer enzimlerinde AST ve ALT seviyesi, HCV’nin genotipleri ve enfeksiyonun süresidir. Gebe kalmayı düşünen HCV’li hastalara, sirozlu hastalara, intihar eğilimi olan psikolojik bozukluğu olan hastalara, diğer tedaviler (kortizon, cyclosporine ve FK-506 gibi) altındaki organ transplantasyonu düşünülen hastalara, tiroid fonksiyon bozukluğu olanlara, ileri derecede kan hücrelerinde azlık olanlara yapılmamalıdır.
KREATİNİN NEDİR ?
KREATİNİN: Kas kasılması için gerekli bir amoniasit olan kreatinden türeyen bir bileşiktir. Serumdaki normal değeri % 0.7-1.4 mg arasındadır. Serumdaki artışı ya yapılarındaki artıştan (Akromegali gibi) ya da idrarla atılımındaki azalıştan (böbrek yetmezliği, üremi ve ciddi kalp yetmezliği) ileri gelmektedir. Böbrek işlevlerini değerlendirmede serum üre ve kreatinin değerlerinin bilinmesi çok önemlidir.
KREATİNÎN KLİRENSİ
Böbrek işlevlerinin incelenmesinde önemli basamaklardan biri de birim zamanda oluşan glomerül süzüntüsü miktarının saptanmasıdır. Bunun için klirens ya da kanda temizlenme hızı denen süreç incelenerek birim zamanda belli bir maddeden bütünüyle arman plazma miktarı belirlenir. Temel alınan madde dışarıdan verilebileceği gibi, kreatinin gibi vücutta üretilen bir madde de olabilir. Klirens genellikle kreatinin için hesaplanır. Bu maddenin hem kandaki düzeyi iyi bilinir, hem de kan plazması ile glomerül süzüntüsündeki oram normal koşullarda önemli bir değişikliğe uğramaz. Çünkü kreatinin, glomerül süzün-tüsüne kan plazmasındaki yoğunluğu oranında geçer. Daha sonra borucuklar-dan geri emilmediği gibi borucuk hücrelerinden de idrara yeniden salınmaz. Klirens hesabında kullanılan formül CL=UxV/P’dir. Burada U kreatininin idrardaki yoğunluğu, V mililitre cinsinden dakikada oluşan idrar miktarı, P ise kreatininin plazma yoğunluğudur. Normal koşullar altmda 1,70 boyunda, 70 kg ağırlığındaki erişkin bir kişinin kreatinin klirensi dakikada 125 ml’dir. Yani böbrek işlevlerinde bozukluk bulunmayan kişinin 125 mi kanındaki kreatininin tamamı bir dakikada idrarla atılmaktadır. Bu değer ortalama bir insan için normal kabul edilerek, önceden hazırlanmış bir çizelge yardımıyla hastanın boyu ve kilosuna göre elde edilmesi gereken normal değerler belirlenir.





